Buket Uzuner’in Son Kitabı Hava, Toprak ve Su

Kendisini çok kitabıyla ve her kitabında mesleğinden yola çıkarak çevre karşı duyarlılığıyla Türk Edebiyatı’nın en çok okunan yazarlarından olan Buket Uzuner, Hava kitabı ile yine okuyucusunu kendine hayran bıraktı.

Evet böyle yazınca sanki bir dergi röportajı giriş paragrafı ya da bir gazetenin spotu gibi algılansa da bu yazdığım, sahiden öyle. Buket Uzuner benim Türk Edebiyatı’nda en sevdiğim kadın yazarlardan biri.

Sosyal duyarlılığı, sistemi çok ince bir üslupla eleştirmesi, çevreci duruşu beni kendisine hayran bırakan en güçlü yanlarından sadece bir kaçı. Edebi yönüne ve özellikle seri haline getirdiği Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları kitabında sözünü ettiği Eski Türkçe ve şamanizm konusuna değinmiyorum bile.

Su, Toprak ve Hava üçlüsünden en çok hangisini sevdin?

Farz ediyorum ki bana yukarıdaki soruyu sordunuz ya da farz edin ben size böyle bir soru sordum. Cevabınız ne olurdu? Benimki serinin son (şimdilik) Buket Uzuner kitabı Hava olurdu.

Evet kabul ediyorum. Diğer kitaplarında da Defne Kaman oldukça hoş maceralara atıldı. Fakat benim en çok çevreci yanıma kitap eden, nacizane sistemi çok ama çok ince bir üslupla eleştiren, günümüz Türkiye’sine ayna tutan kitap, Hava oldu.

Buket Uzuner Hava kitabına gelmeden önce, gelin Su ve Toprak kitaplarını inceleyelim:

 

Buket Uzuner- Su

-Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları-

Normalden farklı olan sevilmez. Bu yüzden Defne Kaman da annesi ve ablası tarafından sevilmeyen bir çocuk. Çünkü normal değil. Bu yüzden onu dedesi Korkut Bayülgen ve bize doğayı ve yaşamı kutsayan kadim Türk Geleneği Kamanlık (Şamanlık) ile tanıştıran ninesi Umay Otacı Bayülgen büyütür. Bu gelenekle yetişen Gazeteci Defne, eko-feminist karakteriyle bize kitap boyunca Kutadgu Bilig (Mutluluk Bilgisi) kitabından alıntılar ile müthiş bir macera içine sürüklüyor. Bu kitaptaki diğer karakterler ise kitabın başında hiçbir iz bırakmadan vapurda kaybolan Defne’yi bulmakla görevli Komiser Ümit Kaman ve bu macerada ona yardım eden arkadaşı Sahaf Semahat. Bu iki karakter Kutadgu Bilig’de şifreleri çözerek Defne’nin macerasına ortak oluyor. Su Kitabı ile tanışan bizlere HES’in zararları Defne ve onun ninesi üzerinden anlatan Buket Uzuner, böylelikle serinin ilk kitabını yazmış oluyor.

Buket Uzuner- Toprak

İlk kitapta vapurda kaybolan Uyumsuz Defne Kaman bu kitapta, Çorum’da Hitit dönemine ait büyük bir tarihi eser hırsızlığını araştırırken birden bire ortadan kayboluyor. Kaybolmalarıyla meşhur bizim uyumsuz kızın son görüldüğü yerde, antik Hitit kalıntısı Yazılıkaya’da, ansızın ortaya çıkan geyiğin nöbet tutması başta onu arayanlar tarafından ardından tüm Çorum’da bir efsane gibi dilden dile, kulaktan kulağa yayılmaya başlıyor. Bu durum sonucunda Defne Kaman’ı bulmak için şehrin valisinden tutun da emniyet müdürüne ve hatta Hava’da ailenin bir ferdi olarak karşımıza çıkacak olan Karaca (o zamanlar kendisinin Türkiye’nin ilk eko-hacktivisti olduğunu idda ediyor, detaylar kitapta) seferber oluyor. Sosyal medyada #DEFNEKAMANNEREDE etiketiyle örgütlenerek Çoruma’ gelen genç aktivistler, Çorum’a gelen Defne’nin ninesi Umay Bayülgen, uzun zaman sonra babası ile kavuşan Defne’nin babası, Sahaf Semahat, Komiser Ümit Kaman ve Defne’yle Çorum’da tanışıp birbirlerine aşık oldukları Arkeolog Güneş Aytan… Hepsi kitaba ayrı bir renk katıyor. Alt Dünya ile tanıştığımız kitapta, gezegenimizin ana rahmi; tohumdan-insana bütün canlıların yuvası Toprak hepimiz için bambaşka bir anlam kazanıyor.

Gelelim serinin en sevdiğim kitabına…

 

Buket Uzuner-Hava

Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Eğer bir yolculuğa çıkacaksanız, yanınıza muhakkak bir Buket Uzuner kitabı almalısınız. Eğer bu yolculuğa yakınlarda çıkacaksanız, seyahat yakınsa ya da boş verelim seyahati, bugün Pazar, yani kitap okumak için en güzel günlerden biri. “Yanıma hangi kitabı alsam, ay kahvemi de yaptım şimdi ne okusam?” diye düşünmeyin. Cevabı basit: Buket Uzuner Hava.

Okurken sık sık notlar aldığım bu kitabında, karakterler değişmiyor, aynı. Bir tek Umay Bayülgen’in kocası Korkut Dede ölmüş onun yerine Sahaf Semahat’in dükkan komşusu fotoğraf çekme meraklısı ve Umay Bayülgen’e kör kütük aşık Ertuğrul Türel ve Defne Kaman’ın “Neden Nükleer Enerji Değil?” başlıklı yazıya açılan dava sonucu Defne’nin gönüllü genç avukatı Kayserili Kumru Çalıkuşu gelmiş. Hoş gelmiş. Her ne kadar Ertuğrul Türel karakterini başlangıçta çok sevmesem de, Sahaf Semahat’in başından beri hikayesine ortak oluşu kitabın ortalarında bu fikrimin değişmesine sebep oldu. Evet bu kitap benim çevreci yanımı her ne kadar harekete geçirse de, daha çok feminist yanımı uyandırdı. Kayseri’ye 13. Yüzyılda hastaları müzikle tedavi eden bir şifahene ve dünyanın ilk tıp okullarından birini yaptıran Selçuklu kadın sultanı Gevher Nesibe’nin ilginç ve ilgi çekici hikayesi, Sahaf Semahat ve insanın tabiattaki tüm diğer canlılarla eşit kabul eden Kam geleneği… Türkiye’de kadın olmanın ne demek olduğunu insan olmanın özü ile anlatıyor.

Tabiat Dörtlemesi romanlarının üçüncüsü olan Hava, ortadan kaybolan Gazeteci Defne Kaman’ın Kapadokya’da bir sıcak hava balonunda görüldüğü iddası ile biz okuyucuyu sürükleyici bir maceranın içine salıveriyor. Edebi yanına da gelin kitaptaki alıntılarla bakalım:

Buket Uzuner Hava Kitabından Alıntılar:

 

“İnsanın kendi zihnini temizlemesi bu dünyadaki en zor temizliktir.” S.31

*

“İnsanları mutlu oldukları için değil, kendi mutluluklarının bedelini başkalarına ödettikleri için suçlayabiliriz.” S.35

*

“Saflığın asaletini kaybeden kültürlerde dil bilgisi de değişime uğrar.” S.61

*

“Aşıkların ayrılmasına ancak zalimler sevinir.” S.65

*

“Tarih, kadın kahramanlardan pek bahsetmez.” S.65

*

“Gönüllerin gözü karanlıktan körelmişti. Uğursuz bir uğultu kulakları sağır etmişti. Hava bulanıktı. Kara Kuş gökyüzünde dönüp durur olmuştu. Göz gözü, gönül gönlü görmüyordu. Kişiler ayrışmış, birbirine uzak düşmüştü. Kişiler kendi kalp seslerini duyamaz olmuştu. Kara bir duman örtmüştü Orta Dünya’yı; kötüler zafer çığlıkları atıyordu. Bilge Kam sordu: Şimdi bize sığınan , içimizdeki o mağdurun sesini kim duyacak?” S.135

*

“Sonuçta bu dünyadan göçüp giderken geride sadece şu kalır: Toprağa bir ağaç mı diktin, yoksa oradan bir ağaç mı söktün? Hak mı yedin, hak mı dağıttın? Gönül mü kurdun, gönüller mi yıktın? Hayat bu kadar sade ve basittir oğlum.” S181

*

“İnsan kendine gücenince direnci kırılır, güçten düşer.” S.193

 

Size şimdiden iyi okumalar efendim… Diğer Buket Uzuner kitaplarını da sırasıyla listeye ekleyip, listeyi güncelleyeceğim. 

Takipte kalın 🙂