Anne Frank’ın Hatıra Defteri

Geçtiğimiz günlerde Oğuz,  bir dönem dizisi olan Damnation’ı sizler için incelemişti. O bu diziyi izlerken ben uzun zamandır 5-10 sayfa, 5-10 sayfa şeklinde okuduğum ama bir türlü sonunu getiremediğim kitabı okuyup bitirmekle meşguldüm: Anne Frank’ın Hatıra Defteri’ni.

Hani sonunu bildiğiniz bir şeyi (özellikle o son fazlasıyla hüzünlüyse) ikinciye bilmek istemezsiniz ya, benim için öyle bir kitaptı Anne Frank’ın Hatıra Defteri. Sonunda, henüz 15 yaşındayken tek hayali savaşın bitmesi ve özgür bir birey olarak kitap yazmak olan Anne’nin bir toplama kampında ölmesi… kitabı bir solukta bitirmeme engel oldu.

Anne’nin gizli dünyasına dahil oldukça, mahremine girdikçe Adolf Hitler’in neden Yahudileri katlettiğini sordum kendime. Cevap veremedim bir türlü. Aklım ve kalbim almadı, 13 yaşındaki bir kızın 2 yıl boyunca 2.Dünya Savaşı yüzünden dört duvar arasında sadece Yahudi olduğu için saklanmak zorunda oluşunu almadı benliğim.

Anne’yi tanıdıkça ne dediğimi anlayacaksınız.

Anne, Hollandalı Yahudi bir ailenin 2.kızı olarak dünyaya geldi. 1942 yılına kadar 13 yaşında olmasına rağmen erkeklere flört eden, aklı bir karış havada, bisiklet sürmekten büyük keyif alan bir kız çocuğuyken; 12 Haziran 1942 yılında birden bire her şey değişti. Neden mi? Adolf Hitler ve Yahudi düşmanlığı yüzünden, 2. Dünya Savaşı yüzünden.  Çareyi ölümden kaçmakta bulan Frank ailesi,Amsterdam’da baba Otto Frank’in iş yerinin arkasında bulunan gizli bir Arka Ev’e saklanmak için taşınırlar. Evde Frank ailesi dışında bir Yahudi aile daha saklanmaktadır. Burada ailesiyle birlikte 2 sene yaşamak zorunda kalan Anne, doğum gününde kendisine hediye edilen hatıra defterine yaşadığı sıkıntıları, üzüntülerini, sevinçlerini, saklanmak zorunda olmanın verdiği korkuları anlatır. Saklanmak, çıt bile çıkaramadan bir evde tanımadığın bir aile ile birlikte yaşamak zorunda kalmak, kimseye gözükmemek adına hava almak için bile camı açamamak, aç kalmak yine de haline şükretmek, hepsinden önemlisi diğer Yahudiler toplama kamplarına toplanıp sabun olurken ya da acımasızca öldürülürken yaşıyor olmak… Tüm olanları bilmek ama yaşama iç güdüsüyle hiçbir şey yapamamak… Hatıra defteri hepsine tanıklık ediyor.

Anne’nin 2 sene içinde evrilişine ve özellikle yaşadığı korkuya tanıklık etmek, benim açımdan sahiden acı vericiydi.  Anne’nin korktuğunun başına gelerek 1944 yılında bir toplama kampında ölmesi ise kahrediciydi.

Hatıra defterini, Anne öldükten sonra ailenin tek hayatta kalan ferdi Otto Frank  kitap olarak yayımlattı. Bu kitabın yayımlanmasıyla Anne Frank, 2.Dünya Savaşı’nda Yahudi Soykırımı’nın sembolü haline geldi.

2.Dünya Savaşı’nda Yahudi Soykırımı’nın sembolü haline gelen bu kitabı okumadıysanız eğer, mutlaka okuyun. Okuyun ve aldığınız nefesin, soluduğunuz havanın kıymetini bilin…