16 Ekim Tarihte Bugün Dünya Gıda Günü

Sizleri iki gün öncesine götürmek size “16 Ekim Tarihte Bugün ne?” sorusunu sormak istiyorum. Yoğunluktan dolayı her ne kadar günün de bu yazıyı yazıp sizlerle paylaşamasam da hadi bugünü ayın 16’sı olarak ele alalım ve size sorduğum soruyu birlikte yanıtlayalım. 16 Ekim tarihte bugün, Dünya Gıda Günü. Öyle ki bugünü tek bir gün ile kısıtlamak oldukça güç.

Neden mi?

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nden tutun da çok daha ilkel zamanlar da bile insanın en temel ihtiyaçlarından belki de en önemlisi beslenme yani gıda. Bu sebeple 16 Ekim tarihte bugün bizler için sahiden çok ama çok önemli.

Kaldı ki dünyanın bir ucunda açlıkla mücadele edilirken bir tarafta yemekten nefes alamayıp, hareket edemeyip, kendi ihtiyaçlarını (buna beslenme de dahil) tek başına karşılamayıp obezite ile mücadele eden sayısız insan düşünüldüğünde Dünya Gıda Günü ile ilgili bilinçlenmenin ne denli mühim olduğu su götürmez bir gerçek.

Bilinçlenmek derken neden bahsediyorum?

Yediğini israf etmemenden, saçma sapan zayıflayabilmek uğruna haplara, çaylara ya da çorbalara para vermemenden (bunun yerine Afrika’daki aç çocuklar için bağış yapabilir ve yine aynı parayı harcayabilirsiniz, yani maksat para harcamaksa eğer…) ve canını tehlikeye atmandan, sağlıklı beslenmeyi göz ardı ederek günümüz popüler diyetlerine, detokslarına aldanarak sağlığından olmandan… Özetle kirli beslenmeden ve sağlığı kaybetmenden bahsediyorum.

 Yeme bozuklukları, anoreksiya nevroza, bulmia nevroza, obezite ve daha pek çok rahatsızlık yukarıda saydığım şeyler sonucunda ortaya çıkan hastalıklar. Peki tedavileri?

Temiz ve sağlıklı beslenmek….

Spor yapmak…

Gerektiğinde psikolojik destek ve tedavi görmekten kaçınmamak…

16 Ekim tarihte bugün size bunların önemine vurgu yapmak istiyorum.

Nasıl temiz ve sağlıklı beslenebilirim?

İşe öncelikle yapay olan her şeyden uzaklaşmakla başlayın. Yapay tatlandırıcılar, koruyucu katkı maddeleri eklenen hiçbir paketli gıdayı evinden içeri sokmayın. Arada elbette bunları tüketebilirsiniz. Ama arada, her zaman değil! Hatta mümkünse nadiren. Sütünüzü, yumurtanızı bildiğiniz ve güvendiğiniz köylülerden alın. Yoğurdunuzu kendiniz evde mayalayın. Alışveriş merkezlerine bağlı kalmayın mesela. Tabaklarınızı renklendirin. Meyve ve sebzelerinizi pazardan alın. Bu sayede hem tarıma ve çiftçiye katkınız olur hem de daha sağlıklı ve yapay olmayan besinler yemiş olursunuz. Yemeklerinizi mümkün olduğunca evde kendiniz hazırlayın. Elbette doğum günü, evlilik yıl dönümü, kutlama vb. özel günler de dışarıda sevdiklerinizle yemek yiyerek, keyifli sohbetler eşliğinde yemek isteyebilirsiniz yemeğinizi. Yiyin. Çünkü bedeni beslemek kadar ruhu beslemek de önemlidir. Kendinize yasaklar koymayın. Çünkü yasaklar çiğnenmek içindir. Küçüklüğümüzden beri bize bu öğretildi. Her besin yasaksız. Sadece hangisini yerseniz ve hangisini tercih ederseniz size iyi gelecek, hem ruhen hem de bedenen, kendinize onu sorun ve ona göre hareket edin. Unutmayın siz önemlisiniz. Ne demiş Hipokrat? “Ne yersen o’sun.”

%70 beslenmeyse %30 spor yapmak…

Yediğimiz kadar yaktığımız da çok ama çok önemli. Mesela ben hareketsiz bir yaşamı düşünemiyorum. Şayet hareketsiz bir yaşam sürüyor olsaydım Zootopia’daki tembel hayvandan hiçbir farkım kalmazmış gibi geliyor. Tabi hareket etmek, gün içinde sürekli aktif olmak önemli fakat bu hareketlilik spor olarak değerlendirilebilir mi tartışılır. Çünkü vücudun yağ yakabilmesi için en az 20 dakika aktif olarak hareket etmesi gerekiyor. Antrenörler, spor eğitmenleri, ya da şu son 4-5 yıldır iyice türeyen personal trainerlar vücudun 20 dakikadan sonra glikoz depolarını boşaltıp yağ yakmaya başladığını söylüyorlar. Bu sebeple haftanın 3 günü muhakkak süreci en az 20 ile eğer profesyonel bir sporcu değilseniz ve yeniyseniz an fazla 1 saat spor yapılması öneriliyor. Bu spor belki tempolu bir yürüyüş, belki koşu, belki fitnees, pilates, yüzme, basketbol ya da yoga olabilir. Bu liste sizin hangi sporu yapmaktan hoşlandığınıza göre çeşitlenebilir. Spor yapmayı sevmiyorum mu diyorsunuz? İnanmıyorum. Böyle bir şey olamaz. Bence spor yapmayı sevmeyen değil, hangi sporu yaptığını henüz keşfedememiş, bulamamış insan var. Bu yüzden bunu kabul etmiyorum. Cıkkkk elendi. Mutlaka ama mutlaka sizin için de yaparken keyif alacağınız bir spor dalı mevcut. Onu arayıp bulması da size kalmış. Unutmayın! Sağlıklı yaşam dediğimiz, bir denklem aslında. %70 beslenme %30 spor.

Peki ya psikoloji?

Evet denklemin bilinmeyeni, işin psikolojik yanı. Motivasyonunuz düşebilir ya da 3-4 paragraf önce saydığım yeme bozukluğu hastalıklarından herhangi birine sahip olabilirsin. Ne mi yapacaksın? İşin psikolojik boyutunu yabana atmayacaksın. Gerekirse destek almaktan ve tedavi görmekten kaçınmayacak, gocunmayacaksın. Çünkü insanız. Bazen gözünün önündekini görmez insan, ya da en büyük yalanı kendisine söyler ve en büyük kötülüğü kendi kendine yapar, yahut görmek istemez gerçeklerden kaçar. Bahanelerin ardına sığınır. Utanır, sıkılır, yadırganmaktan ve yargılanmaktan, hatta bazen dalga geçilip aşağılanmaktan korkar. Korkma! Çünkü bunu tek yaşayan sen değilsin. Hepimiz yerlerde bir eksiklik yaşıyoruz. Yetememe duygusu hepimizde var. Bunu görüp, durumu kabullenip, destek almaktan çekinmemek gerekiyor. Destek alacağın kişi bazen annen, iş arkadaşın, sevgilin, eşin ya da öylesine yoldan geçen biri veya işinin uzmanı biri olabilir. Yeter ki sen önce destek almayı kabul et ve bunun için hareket et. Ruhunu doyurmayı asla ihmal etme!

Evvett 16 Ekim tarihte bugün benim en içten ve samimi yazılarımdan biri yazdığım gün olarak kayıtlara geçsin lütfen… Şaka yahu şaka!

16 Ekim tarihte bugün Dünya Gıda Günü!

Hepimiz bugünü kutlu olsun. Lütfen israf etmeyelim, yiyeceğiniz 1 dilim ekmek bile olsa paylaşmayı bilelim…